Denizin kenarında tek kolu olmayan bir adamın diktiği biranın ardından savurduğu küfürleri dinlerken aynı anda bağlama çalmaktaydı yaşlı bir amca. “O” dedi, “çok tehlikeli bir adam. Allah bi kolunu aldığı halde bela insanların başına. Bir de kolu olsa çok zulmeder insanlara.”

Türküsünü söylemeye devam ederken ben de eşlik ediyordum ara ara. Sigaram bitmişti, yakarken ürkek ürkek bana da uzatıyordu arada. Tam çantamdaki son birayı açarken oltama balık vurdu. Balığı çıkardım. Zilin sesine çıktı geldi iri yarı tek kollu adam. “Oo maşallah, bir biranı içeriz” dedi. Bağlama sustu önce, sonra balığın poşette çırpınma sesiyle beraber sesimi daha da boğarak “param yok” dedim. Duymadı ve tekrarladı: “bir bira al da içelim, ben oltalara bakarım.“ Son açtığım birayı uzattım. “Al bunu içersen, bira alacak param yok valla” dedim. “Sıcak lan bu götüne sok” dedi, yarısına kadar içip bıraktıktan sonra kenara. Etrafta kimse ses edemeyince ben de edemedim. Adını bile bilmediğim adamın benden bira istemesi, ne zaman yanıma oturduğunu bir türlü anlayamadığım bağlama çalan dayı, sigaramı nasıl evde unuttuğum, cebimde neden paramın olmadığı, denizin akşam melteminde kıyıya vururken yarattığı ‘bi susun-bi susun’ ikilemi; sanırım sarhoştum.

Büyük bir ağacın yaprağı değildim, dalı hiç. Her rüzgar tehdit ederken yaprakları yere yığmaya, ben yeni filizler arardım yaprağından vazgeçmeyen. Dalı büyüdüğünde kırılmayacak ve düşürmeyecek beni toprağa. Sanırım merak edilmeye değer hikayelerin ortasındayım dedim. 

Canlı müziğin sesi gittikçe artmaya başladı. Bağlama sustu. Yemim azaldı. Sigara da uzatmaz oldu. Bela yani başıma. Yanımda durmasa, sigaranın varlığından habersiz yemim bitecek geçeceğim eve. “Bir de bağlaman olmasaymış amca baya zulmedermişsin insanlara.” dedim. Güldü ama anlamadı. Az önce tuttuğum çupra tekrar çırpınınca poşette “amca sen al götür bunu, bizde balık çok” dedim. Hiç uzatmadı mevzuyu aldı bağlamayı ve balığı “hadi eyvallah” deyip kayboldu. Tek kollu adam geri geldi. Onun gittiğini gördü sanırım. “Balığı naptın?” dedi. “Verdim, amca götürdü” dedim. Öfleyip pöfleyip gitti o da. Sonra toplandım, yol aldım eve doğru. Kafam bir çok şeyi düşünerek çorba olmak üzereydi ki birkaç güzel şarkı sahip çıktı aklıma. Dinlerken uyudum kaldım yatağımda. Sabah yine her zamankinden farksız kendime tek uydurabildiğim iş balık oldu. Hazırlanıp kıyıya ulaştığımda şen şakrak oturuyordu kolsuz adamla bağlamacı amca…

Görsel: Wolfgang Lettl

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Please enter your name here