Celine Sibrama tarafından yazılan ve Gilles Paris’in kitabına dayanan film, çocukluk trajedisi, aile ve terkedilme konuları üstünde duruyor. Alışılagelmiş animasyon filmlerinin aksine aksiyon peşinde koşmayan oldukça telaşsız bir tempoyla ilerleyen film, çocuklardan çok yetişkinlere hitap ediyor. 

Film ilk anından itibaren melankolik ama aynı zamanda da sıcak bir tat bırakıyor.  Icare, terkeden babasının ardından alkolik annesiyle yaşayan yalnız bir çocuk. Annesinin ona taktığı isimle – kabak (courgette)- çağrılmayı tercih ediyor. Annesinin talihsiz kaza sonucu ölmesiyle yetimhaneye buluyor kendini. Yanında bir sırt çantası, içinde babasını süper kahraman olarak çizdiği uçurtması ve annesinin boş bira kutusu. Yeni, içine kapanık ve komik takma ismi gerekçesiyle yetimhanenin sözde başkanı Simon’a hedef oluyor.

Günler geçiyor, polis memuru Raymond’un ziyaretleriyle ve edindiği yeni arkadaşlarla hayatına alışmaya başlıyor Courgette. Ve sonra yeni bir çocuk daha geliyor; Camille. Kendisine güveni, zekası ve atılganlığıyla öne çıkan Camille ve Courgette arasında güzel bir arkadaşlık başlıyor. Polis memuru Raymond’a yolladığı parlak renkli resimlerle yeni hayatını anlatmaya başlıyor Courgette. Filmin bu noktasından sonra anlatım aracı Courgette’in çizimleri haline geliyor ve filmin modunu yükseltiyor.

Camille’in gelişiyle bütün çocuklar yakınlaşıyor, ruh hallerini gösteren meteoroloji tablosunda hepsi güneşli gözüküyor. 

Karakter tasarımları Tim Burton vari geliyor ilk başta göze. Film ilerledikçe konuya ne kadar uyumlu olduklarını görüyoruz. Koca kafalı, kırmızı burunlu, göz halkaları kırmızılı morlu her bir karakterimiz. Hepsinde yeni ağlamış hissi uyandırılmış. Canlandırmalarda gözlerindeki, duruşlarındaki hüzün; acı ve yaşanmışlıkları göze çarpıyor.

Benim için filmin en etkili sahnesi çocukların kayak yapmaya götürüldükleri sahne oldu. Heyecanla kar görüp eğlenmeye götürülen çocuklar, tesiste ağlayan çocuğu ile ilgilenen bir anne gördükleri anda donup kalıyorlar. Yedi çift göz özenle ve hasretle anneyi izliyor.

Yetimhanede geçirdikleri vakitlerde bu travmalı çocukları tanıyoruz. Her araba yaklaştığında anne diye dışarı koşan Beatrice, izleyicinin yüzünde hüzünlü bir tebessüm bırakıyor. Saldırgan tavrıyla üzüntüsünü kapatmaya çalışan Simon eline geçen her pakette hediyeden öte not, mektup arıyor. İstismar nedeniyle tutuklanan ailesi sebebiyle belki Alice yüzünü kapatan saçları hiç açmak istemiyor ve sessizliğini bütün film boyunca koruyor.

Yaşadıkları ağır ve acı olaylarla yetişmiş çocuklar filmin bir kısmında bu yönleriyle öne çıksalar da bazı sahnelerde hala çocuk heyecanlarını yitirmediklerini gösteriyorlar. Bu yönüyle film çocuk doğasını mükemmel bir şekilde işlemiş .

Acı tatlı bir sonla biten film hem çocuk hem yetişkinlere güzel bir mesaj veriyor: yaşanılan trajedi hayatın gidişatını tanımlamak zorunda değildir.

Selin Öztürk

Yönetmen: Claude Barras

Süre : 1 saat 6 dakika

Ülke : Fransa/ İsviçre

Tür: Animasyon 


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Please enter your name here